Asfalttaki fren izi, lastiğin yola kazınmış halidir; kauçuk erir, siyah bir imza kalır. Araba çoktan gitmiştir, duruşu hâlâ oradadır. Hayatın ani frenleri de böyledir; sen devam edersin ama durmak zorunda kaldığın an arkanda kalır. İz, duruşun geride bıraktığı sestir.
met.
Yaşanmışlığın İzi
Dikiş izi, tenin bir araya gelmiş iki yakasıdır; iplik alınır, yara kapanır, ama o çizgi ömür boyu kalır. Acımaz, sadece hatırlatır. İyileşmek, yarayı unutmak değil, iziyle barışmaktır. İz, acının geçtiğinin ama yaşandığının kanıtıdır.
düş.
Yokluğun İzi
Kurumuş nehir yatağı, suyun bir zamanlar aktığı kıvrımlı oyuktur; artık sessizdir, şekliyle eski akışı anlatır. Bırakıp gidenin ardında kalan boşluk da böyledir; yokluğun kendisi, varlığın şeklini alır. Hangi nehrin yatağına bakıp hâlâ su bekliyorsun?